Merhaba,
Ç.N.’nin bu sayısında iki dosya konumuz var. İlki, 2009’un Ekim ayında gerçekleşen 2. Asya Şiir Festivali. Birincisi 2008 yılında Moğolistan’da düzenlenen festival, 2009’da Asya ülkelerinden çok sayıda şairi Çin’in Pekin ve Hefei kentlerinde bir araya getirdi. Türkiye de davetli ülkeler arasındaydı bu kez ve Küçük Asyalı bir şair olarak ben katıldım. Festival boyunca Nâzım’ın dizeleri çınladı durdu kafamda: Kardeşlerim bakmayın sarı saçlı olduğuma / Ben Asyalıyım, Afrikalıyım.
Saçımızın, derimizin, ırkımızın, tenimizin hükmü yok insan olmanın karşısında...
İkinci dosya konumuz İştirak Dergisi ve ilk Osmanlı sosyalist ve anarşist şairleri. İştirak, II. Meşrutiyet İstanbul’unda çıkan ilk sosyalist dergi. 1910 yılında, 15 günlük olarak ancak üç sayı yayımlanan derginin imtiyaz sahibi “İştirakçi” lakabıyla bilinen Hüseyin Hilmi. “İştirak” logosunun altında, “Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar” atasözüyle, “Sosyalizm efkarının mürevvicidir” (sosyalist düşüncelerin taraftarıdır) alt başlığı yer alıyor. Sosyalizm ve anarşizm hakkında önemli makaleler içeren dergide şiirlere de yer verilmiş. Arkadaşımız Burhan Şayli bu şiirleri Osmanlıcadan bizim için çevirdi.
Diğer sayfalarımızda ÇN’nin her sayısında yer verdiğimiz söyleşileri, deneme, inceleme ve çeviribilim yazılarını, şiir ve öykü çevirilerini, nitelikli yazar ve çevirmenlerin kalemlerinden okuyabilirsiniz. Genç arkadaşlarımıza ayırdığımız GençÇ.N. de başarılı çeviri örnekleriyle dolu.
Şiir ve Çeviri çalışmalarımızı uluslararası platforma taşımak ve kurumsal bir kimlik kazanmak için kardeş dergiler Yasakmeyve ve Kara Kalem ile birlikte Kültürlerarası Şiir ve Çeviri Akademisi (Intercultural Poetry and Translation Academy)’nin kuruluşuna katkıda bulunduk. Önümüzdeki aylarda faaliyete geçecek olan bu yapılanmaya tüm şair ve çevirmenleri davet ediyoruz.
İyi okumalar.
Tozan Alkan
Ç.N.[10] ÖNSÖZ
Ç.N.[9] Önsöz
Merhaba,
Bir yaz daha çıkıp gitti hayatımızdan, Kemal Özer’i, Süha Tuğtepe’yi, Demirtaş Ceyhun’u ve Nezihe Meriç’i de yanına alarak. Gidenlerin üzüntüsünü gelenler hafifletiyor bir nebze. Hoş geldin Kuzey Bilsel, hoş geldin Aras Behramoğlu!
Ekim ayında Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde düzenleyeceğimiz Çeviri ve Şiir Şenliği’nin ikincisinin çalışmalarının yanı sıra, atölye çalışmalarımızı da başlattık. Atölye çalışmalarımızı değerli şair, çevirmen ve çeviribilimcilerimizle birlikte yürüteceğiz. Ayrıntılı bilgileri grubumuzdan (cevirmeninnotu@yahoogroups.com) ve sayfamızdan (www. cevirmeninnotu.com) edinebilirsiniz.
Bu yıl TÜYAP kitap fuarının ana teması çeviri. 31 Ekim – 8 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek olan fuarda çeviriyle ilgili onlarca etkinlik düzenlenecek. ÇN olarak biz de TYS (Türkiye Yazarlar Sendikası) ile birlikte bir dizi etkinliğe imza attık. Bu etkinliklerden biri de ÇN’nin müzikli, şiirli 3. yıl kutlaması olacak. Değerli sanatçı Esin Afşar da, Nâzım Hikmet besteleriyle bize unutulmaz dakikalar yaşatacak. Hepinizi bekliyoruz.
Derginin bu sayısında iki genç arkadaşımızın editörlüğünde Genç ÇN’yi hayata geçirdik. Geleceğin çevirmenlerinin bu sayfalardan çıkacağına inanıyor ve tüm gençleri bu sayfalara bekliyoruz. Çeviribilim bölümümüzde, Türkiye’de yıllardır eksikliği hissedilen çeviri eleştirisine “el attık.” Her sayımızda bir çeviri eleştirisine yer vermeye çalışacağız. İlkini geçtiğimiz sayıda yayımladığımız “Tiyatro ve Çeviri” dosyasının devamını ve her zamanki gibi, dünya edebiyatının en seçkin örneklerini de sayfalarımız arasında bulacaksınız.
Bir haber de üniversite temsilciliklerinden. Üniversitelerarası işbirliğini sağlamak amacıyla oluşturduğumuz temsilcilik sistemi ekim ayından itibaren faaliyete geçecek. Son olarak, gençler dergimizi pahalı buluyorlardı. Fiyatımızı 10 TL’ye indirdik.
Hadi artık!
Ç.N.[8] Önsöz
Ç.N.[7] Önsöz
Merhaba,
Bundan tam iki yıl önce, dünya edebiyatını ülkeye, ülke edebiyatını dünyaya açmak, çevirmenin, çevirinin, çeviribilimin önemini vurgulamak, çevirmeni görünür kılmak, çeviri sanatıyla çeviribilimi kucaklaştırmak gibi iddialarla yola çıktık. Ç.N. adını almamız tam da bu nedenlerledir. Çok kimsenin anlamını bile bilmediği, küçük harflerle sayfa diplerinde yer alan bu ibareyi öne çıkaralım, çevirmen kimdir, çeviri nedir, durup biraz düşünelim istedik. İki yıldır da bunu yapmaya çalışıyoruz.
Türkiye’de genç kuşak, yaklaşık onbeş yıldan sonra, bizimle birlikte "çeviri dergisi"yle tanıştı. Bizde Ç.N. düşüncesi oluşmaya başladığında, Kültür Bakanlığı’nın TEDA (Türk Edebiyatını Dışa Açma) projesi de daha yeni yeni meyvelerini veriyordu. Henüz Orhan Pamuk Nobel Ödülü’nü kazanmamış, dünyanın gözü Türkiye’ye çevrilmemişti. Dergilerde çeviri ürünlere, çeviriyle ilgili yazılara rastlamak neredeyse imkansızdı. Ç.N. böyle bir ortamda doğdu. Kısa zamanda tüm Türkiye’ye seslendi. Özellikle de genç kuşağa çeviri anlamında düşen sorumluluğu hatırlattı. Üniversite öğrencilerinden büyük ilgi gördük. İki yıl içinde çok sayıda çevirmen adayıyla yazıştık. Çevirileriyle ilgili düşüncelerimizi paylaştık. Bunların hepsini Ç.N.’de yayımlamak elbette mümkün değildi. Ama daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi, Ç.N.’den çıkacak tek bir çevirmeni bile önemsedik. Bugün, hiç de azımsanmayacak sayıda çevirmen arkadaşımızın üzerinde Ç.N.’nin emeği vardır diye düşünüyorum. Kısacası çeviriyi Türkiye’nin gündemine sokmayı başardık.
Çeviriyi Türkiye’nin gündemine sokabildik ama yayıneviyle aramızdaki sorunları çözemedik bir türlü. Bu durumda ya çenemizi kapayacak, ya Ç.N.’mizi kapayacaktık. İkisini de yapmayıp bir süre mola verdik. Ama artık mola bitti. Yola devam ediyoruz, çünkü daha yapacak çok işimiz var.
Yeni yayın dönemimizde, bizden iki yıldır beklenen abonelik sistemini etkin kılacak somut adımlar attık. Abonelikle ilgili ayrıntıları internet sayfamızda (www.cevirmeninnotu.com) ve derginin künyesinde bulabilirsiniz. Bu arada, ilk sayımızdan itibaren yaptığı güzel kapak tasarımlarıyla dergimize destek veren Savaş Çekiç’e ve bu sayıdan itibaren sayfa tasarımını üstlenen Rumeli Hisarı’ndan dostum Mahmut Benek’e teşekkürlerimi iletiyor ve sözü, her zaman olduğu gibi, çok uzatmadan Ç.N.’ye bırakıyorum.
Yeni sayımızda görüşmek üzere…
Tozan Alkan
Ç.N. [6] Önsöz
Merhaba,
Şiir adına hareketli günler geçiriyoruz.
Dünyanın çeşitli ülkelerinden şairleri bir araya getiren festivaller…
Ödüller, anmalar…
Şiir soluyan kitaplar…
Şiirin nefes aldığı dergiler, fanzinler…
Ve yıllıklar…
2008’i ilk İle Dergisi’nin eki olarak Fergun Özelli ve Hayri K. Yetik imzalı “Şiir Kitapları ve Hayat 2007” selamladı. Arkasından, Yapı Kredi Yayınları’ndan Bâki Asiltürk’ün çalışması geldi: “Şiir Yıllığı 2007.” Derken Şiirden Yayınları’ndan, Veysel Çolak’ın hazırladığı “Şair Vur Kendini” ve Deliler Teknesi’nin eki olarak Aydın Şimşek ve Ersan Erçelik’in hazırladığı “Şiir Teknesi 2007 Şiir Yıllığı” okura sunuldu. Şeref Bilsel ve Cenk Gündoğdu’nun hazırladığı, kolektif bir çalışma olan ‘Şiir Defteri 2007” ise Üç Nokta dergisinin eki olarak yayımlandı. Üç Nokta dergisini ve Şiir Defteri’ni bundan böyle, yayın hayatına bu yıl merhaba diyecek olan İkaros Yayınları basacak.
Bütün bir yılın şiir birikimini değerlendirmeye soyunan yıllıklar, hazırlayan(lar)ın beğeni ve tercihini yansıtır kuşkusuz. Ustalarla gençleri aynı sayfalarda buluşturan bu çalışmalarda yer almak, özellikle genç şair için önemlidir. Öte yandan yıllıklar, sadece içerdikleri isimlerle değil, içermedikleri isimlerle de anılır, önem kazanır. İşte bu nedenle, yıllıklar etrafında dönen tartışmalar yıl boyunca bitip tükenmez bir türlü.
Bu arada bir yıllığın da Ç.N.’den geleceğini müjdeleyelim. Ancak bizim yıllığımız biraz farklı. Ç.N.’de yayımlanan, dünya dillerine çevirdiğimiz Türk şairlerinin şiirlerini, “Şiir Dolusu” adı altında kitaplaştırıyoruz. Ç.N. Kitaplığı’ndan çıkacak olan Şiir Dolusu, “Türk Şiiri Dünya Dillerinde” dizisinin ilk kitabı.
Yıllıklardan söz açmışken Mehmet H. Doğan’ı anmamak olmaz. Geçtiğimiz ay yitirdiğimiz Doğan, eleştirmen ve çevirmen kimliğinin yanı sıra, 1992-2001 yılları arasında hazırladığı “Adam Sanat Şiir Yıllıkları”yla bir döneme damgasını vurmuştu. Ç.N.[5]’de yayımlanan son söyleşisinde “Şiir yıllıklarında çevirinin yer almaması büyük eksikliktir” diyerek, yıllıklarda çeviri değerlendirmelerinin eksikliğine de dikkatleri çekmişti. Mehmet H. Doğan’ın, genişletilmiş biçimiyle “İkinci Yeni Şiir”in yeni basımı ve “Türk şiirinden/Son Okumalar” adlı yeni kitabının çok yakında İkaros Yayınları’ndan çıkacağını belirtmeden geçmeyelim.
Yeni bir Ç.N.’ye kadar şiirsiz kalmayın.
Tozan Alkan
Ç.N. [5] Önsöz
Merhaba,
Güneydoğu Anadolu’da bir köy. Spiker ısrarla neler hissettiğini soruyor bir şehit anasına. Kadın da ısrarla Türkçe bilmediğini söylüyor. Kocanın tercümanlığına başvuruyorlar sonunda. Bir televizyon kanalında rastladığım bu görüntü çakılıp kaldı kafama bir süredir. Tüm yaşananların özeti gibi…
Doğu; tam olarak neresi olduğunu bilmediğimiz yer. Doğu, kültürel bir tanım mı, coğrafi bir bölge mi? Ortak bir tarih ya da ortak bir anlayış mı? Kime göre doğu? Güneydoğu’nun yanına bir de Ortadoğu’yu, Uzakdoğu’yu koysak ne olur örneğin? Yoksa doğu, batının kendisini dünyanın geri kalanından ayırma çabası mı sadece? Önümüzdeki sayıyı Doğu edebiyatına ayırdık.
Bir zamanlar Yeni Dergi, Yeni Ufuklar gibi çeviriye ağırlık veren dergiler vardı. Şimdilerde edebiyat dergilerinde çeviri ürünlere rastlamak neredeyse imkânsız. Okurun mu ilgisi kalmadı çeviri ürünlere, yoksa dergilerin editörlerinin, yayın yönetmenlerinin mi? Merak edip soruşturduk. Umarız, bir parça da olsa dikkatlerini çeviriye çevirebilmişizdir!
1859 yılında Şinasi’nin, Racine,
Ayrıca, “her çevirinin bir yorum olduğu” anlayışından yola çıkarak, bir şiirin çeşitli dünya dillerindeki çevirilerinin izini süreceğiz bundan böyle sayfalarımız arasında. Türkçe’deki nitelikli çevirilerinin de tümüne yer vererek. Bu ayki şiirimiz Apollinaire’in ünlü “Mirabeau Köprüsü” (Le Pont Mirabeau) adlı şiiri. Amacımız çevirileri iyi-kötü diye karşılaştırmak değil, bu tür karşılaştırmalı okumaların yararının altını çizmek. Biz “Bir Şiir Bin Çeviri” adını verdik bu bölüme, ama siz “Dillerin Kardeşliği” olarak da okuyabilirsiniz.
Yeni bir Ç.N.’ye kadar hoşçakalın…
Tozan Alkan
Ç.N.[4] Önsöz
Merhaba,
“Haziranda ölmek zor” demişti şair. Geçtiğimiz Haziran’da bu zor ölümlerden birini yaşadık. Değerli bir şairimizi ve dostumuzu, sevgili Doğan Ergül’ü yitirdik. Doğan kırkına girmemişti henüz, ama usta işi şiirler yazarak hem Türk şiirine hem de dostluğuyla çok sayıda kişinin kalbine girmişti. Bu erken ölümün acısına alışmaya çalışıyorduk ki, Temmuz ayında arka arkaya Coşkun Yerli ve Teoman Aktürel aramızdan ayrıldı. Dergimizin de yazarları arasında olan Coşkun Yerli, J. D. Salinger çevirileriyle gönlümüze taht kurmuştu. (Dokuz Öykü ve Çavdar Tarlasında Çocuklar, Yükseltin Tavan Kirişini Ustalar ve Seymour Bir Giriş [Sevin Okyay’la birlikte]). Dergimizi onurlandırması için izini sürdüğümüz Teoman Aktürel ise Philippe Soupault’tan yaptığı Şarlo çevirisiyle 1960 Türk Dil Kurumu Çeviri Armağanı’nı kazanmış değerli bir çevirmenimizdi. Hem Coşkun Yerli hem de Teoman Aktürel, güzel çevirilerin yanı sıra güzel şiirlere de imza attılar. Son darbeyi de Ağustos ayı vurarak Samih Rifat’ı bizden aldı. Paul Eluard, René Char, Jacques Prévert, André Verdet, Jean Follain, Paul Valéry, Kavafis, Le Corbusier gibi şair/yazarlardan çeviriler yapan Rifat aynı zamanda fotoğraf sanatçısı ve belgesel film yönetmeniydi. Ölümsüzlüğe yolcu ettiğimiz bu güzel insanları elimizden geldiğince anmaya çalıştık. Sayfalarımız arasında Doğan Ergül’ün "Uzakta" şiirinin çevirisine, arkadaşımız Gökçe Metin’in, “J. D. Salinger’ın The Catcher in the Rye Romanının İki Ayrı Çevirisi Üzerine Bir İnceleme” başlıklı yüksek lisans tezini hazırlarken Coşkun Yerli’yle yaptığı küçük söyleşiye, Teoman Aktürel’in Jacques Prevert’den çevirdiği ölümsüz “Barbara” şiirine ve Samih Rifat’ın Paul Eluard’dan çevirdiği “Diri Hava” şiirine yer ayırdık.
Bu ay Ç.N. kitapçık hediyeli. Derginin yanında Wallace Stevens’ın “An Ordinary Evening in New Haven” (New Haven’da Sıradan bir Akşam) adlı uzun şiirini aslıyla birlikte kitapçık olarak veriyoruz. Stevens’ı Türkçe’de daha önce, değerli kültür adamı Talât Sait Halman’ın çevirip kitaplaştırdığı şiirlerle tanıyorduk. Connecticut’lı şairin memleketinin panoramasının yanı sıra kendi poetikasına ilişkin önemli ipuçları da bulabileceğimiz bu kitapçığı ise Türkçe’ye arkadaşımız Gökçenur Ç. kazandırdı. Önümüzdeki sayılarda da Ç.N. kitapları vermeye devam edeceğiz.
Şair sözüyle başladık, şair sözüyle bitirelim:
“Ölüm, adın kalleş olsun!”
Yeni bir Ç.N.’de görüşmek üzere…
Tozan Alkan
Ç.N.[3] Önsöz
Merhaba,
Ç.N. [2]’yi hazırlamaya başladığımızda bizi zor bir işin beklediğini farkettik; birbirinden nitelikli çeviriler ve yazılar arasından seçim yapmak. Bize ulaşan ürünlerin tümünü değerlendirebilmek ve bütünlüklü bir içerik sunabilmek için Ç.N. [2] ve Ç.N. [3]’ü eşzamanlı olarak okurla buluşturmayı uygun gördük.
Ç.N. [3], 19. yüzyıldan bir mektupla açılıyor. Bir İspanyol şairinin, Gustavo Adolfo Becquer’in, yaşamının bir döneminde kaldığı manastır hücresinden, şiir üzerine yazdığı (Nihal Akbulut’un dilimize kazandırdığı) sıcacık bir mektupla. Ozan Yılmaz ve Kayhan Yükseler’in, Fars ve Rus edebiyatından çevirdikleri öykülerden sonra Erdoğan Alkan, Onur Behramoğlu, Gökçenur Ç., Nice Damar, Metin Fındıkçı, Tamer Gülbek, Oktay Selim Karaca, Gökçe Metin, Miziyev-Ahmet Necdet , Selahattin Özpalabıyıklar, İpek Seyalıoğlu, Çağla Soykan, Oğuz Tarihmen, Erkut Tokman, İlyas Tunç, Selim Temo ve Sedef Ünal, dünya şiirinden çeşitli örnekler tanıttılar bizlere. Söyleşi bölümümüzde Saliha Paker, Sylvia Plath (çev: Dilek Değerli) ve Sedat Umran’ı sayfalarımızda ağırladık. Paul Eluard (çev: Sait Maden), Şükrü Erbaş, Claudia Moreira, (çev: Erkan Efil) ve Mustafa Ziyalan’ın deneme yazılarının ardından, çağdaş Türk şairlerini dünya dillerine çeviri çalışmalarımızda Nihat Behram, Eray Canberk, Veysel Çolak, Haydar Ergülen, Hüseyin Ferhad ve Ayten Mutlu’nun şiirlerine yer verdik. Ç.N., Necmiye Alpay, Yusuf Çotuksöken, Şehnaz Tahir Gürçağlar ve Sabri Gürses’in yazılarının yer aldığı inceleme bölümüyle son buldu. Sabri Gürses’in yazısının birinci bölümünün Ç.N.’nin 2.sayısında yayımlandığını hatırlatalım.
İyi okumalar.
Tozan Alkan
Ç.N.[2] Önsöz
Merhaba
Öncelikle Ç.N.’nin ilk sayısına gösterdiği ilgiden dolayı okurlarımıza, emeklerini bizlerle paylaştıkları için çevirmen ve yazarlarımıza teşekkür ediyoruz. Ç.N. şubat ayında edebiyat dünyamızı selamladı. Aradan üç aydan fazla zaman geçmiş. Bu süre içinde, yine dolu dolu bir sayı hazırlamaya çalıştık. İşte şimdi tekrar sizlerle birlikteyiz.
Bu sayıda, sayfalarımızda Fransızca, İngilizce, Almanca, Arapça, Farsça, Rusça, Yunanca, Latince, İspanyolca İsveççe ve Korsikaca olmak üzere onbir dile yer verdik.
Dünya şairlerini bizlere tanıtan çevirmenlerimiz soyadı sırasına göre şöyle: Elif Su Alkan, Tozan Alkan, Ataol Behramoğlu, Ömür Ceylan, Cevat Çapan, Şeyda Eraslan, Selin Erkul, Haydar Ergülen, Metin Fındıkçı, Halil Gökhan, Oktay Selim Karaca, Fulya Koçak, Müge Işıklar Koçak, Ayten Mutlu, Ekin Öyken, Kemal-Gülşah Özer, Sedat Umran, Pelin Şulha ve Coşkun Yerli. Deneme Bölümümüzde Gültekin Emre, Tarık Günersel, Bertan Onaran, Fatih Özgüven ve Claude Piron (çeviren: Erkan Efil) çeviriyle ilgili düşüncelerini bizlerle paylaştılar. Ayşe Nihal Akbulut, Emel Ergun, Ayşe Banu Karadağ, Hasan Anamur ve Sabri Gürses inceleme yazılarıyla dergimizi zenginleştirirken, Gürkal Aylan, Metin Fındıkçı, Engin Toprak çevirileriyle dünya edebiyatından öyküler sundular. Nilt Alt, Esra Birkan ve Sevcan Yılmaz ise birlikte çevirdikleri öyküyle “ortak çeviri” konusuna dikkatleri çektiler. Alev Bulut ve Gonca Özmen, söyleşi bölümümüze Gönül ve Gülten Suveren ile Tahsin Yücel’i konuk ettiler. “Türkiye’de Çeviri Dergiciliği” başlıklı dosya konumuzda ise üç büyük çeviri dergisinin, Tercüme, Yazko Çeviri ve Metis Çeviri’nin serüvenini sırasıyla Şeref Bilsel, Ahmet Cemal ve Müge Gürsoy’un kaleminden değerlendirdik. Çağdaş Türk Şairlerinin şiirlerini dünya dillerine çevirme çalışmalarımızı bu sayımızda da sürdürdük: Gülten Akın (çev:İlyas Tunç), Metin Altıok (çev: İlyas Tunç), Ataol Behramoğlu (çev: Sergio Badilla Castillo, İlhan Berk (çev:Tozan Alkan), Arif Damar (çev: Fazilet Tanyeri, Ingemar Rhedin), Sezai Karakoç (çev: Tozan Alkan), Behçet Necatigil (çev: Mustafa Ziyalan), Ülkü Tamer (çev: Tozan Alkan) ve Turgut Uyar (çev: Mustafa Ziyalan).
Bu arada, www.cevirmeninnotu.com adıyla bir internet sayfası oluşturduğumuzu da internet meraklılarına belirtelim.
İyi okumalar diliyorum.
Tozan Alkan
Başlarken...
Merhaba
Bu yılı yeni bir dergiyle karşılayalım dedik. Bir çeviri dergisiyle: Ç.N. (Gözünüze, kulağınıza hiç yabancı gelmedi değil mi, o halde “ÇeNe” diye de okuyabilirsiniz) Bu adı, küçük harflerle, sayfa diplerinde görmeye alıştığımız çilekeş çevirmeni başlığa taşıyarak, O’na, bir parça da olsa hak ettiği yeri, saygınlığı verebilmek için seçtik.
Tercüme Dergisi’nden bu yana Türkiye’de çeşitli çeviri dergileri çıktı. Yazko Çeviri Dergisi, Metis Çeviri Dergisi, Tömer Çeviri Dergisi gibi uzun soluklu çeviri dergilerinin yanı sıra, çeviriye verdikleri önemi göz önüne alarak Yeni Ufuklar’ı ve Yeni Dergi’yi de sayabiliriz. Tömer Çeviri Dergisi üniversite yayınıydı, belli bir çevreyle sınırlı kaldı. Onun dışında en yakın tarihli olan Metis Çeviri’nin son sayısının 1992 yılında çıkmış olduğunu görüyoruz. 2007’ye girdiğimize göre, demek ki bu ülkede yaklaşık olarak 15 (on beş) yıldır bir çeviri dergisi çıkmıyor, çıkmayabiliyor. Demek ki çeviri dergisi, eksikliği “fena halde” hissedilen bir şey değil….. diye düşünüyorsanız “fena halde” yanılıyorsunuz. Bu kısa editör yazısında, çevirinin ülke edebiyatına katkısının ne denli önemli olduğunu anlatmaya çalışacak değilim. Şu iddiayla yetineceğim: Ç.N. edebiyatımıza taze kan getirecek.
Ç.N. bir çeviri edebiyatı dergisi. Derginin sayfaları arasında dünya edebiyatından çeviri şiirler,
öyküler, yazılar, söyleşiler, edebi nitelik taşıyan mektuplar, çevirinin önemine değinen deneme yazıları bulacaksınız. Bunun yanı sıra, Cumhuriyet Dönemi’nden itibaren Çağdaş Türk Şairlerinin dünya dillerine tanıtımına yer vereceğiz. Zaman zaman yapacağımız dosyalarla, çeviriyle ilgili temel, güncel sorunları dile getireceğiz. Ayrıca, yeni çevirmenlere, genç çevirmenlere kucak açarak, çeviri üzerinde hep birlikte “kafa yoracağız”.
Ç.N. bir çeviri edebiyatı dergisi olmakla birlikte, çeviri kuramlarından/çeviri araştırma ve incelemelerinden tümüyle yoksun kalmaması için sayfalarımızı öğretim üyelerine de açtık. Dergide yer alan tüm ürünler, kendi türleri ( Şiir, Söyleşi, Mektup, Öykü, Deneme, İnceleme vb.) içinde, şair/yazar ve çevirmenlerin soyadı dikkate alınarak “alfabetik” olarak sıralanacaktır.
Şimdi aradan çekilip, sizi dergiyle başbaşa bırakıyorum.
Yeni sayılarda görüşmek üzere…
Tozan Alkan